Lexi’nin gözlerinde yanan o delirmişlik, üvey babasının sert ve acımasız dokunuşlarıyla iyice alevlendi. Odaya yayılan ağır nefesler, kadının bedenindeki her tüyün diken diken olduğunu ele veriyordu. Üvey baba, ter kokan gövdesini Lexi’nin üzerine çekerken, parmakları kıvrak kıvrak amcığının içinde dans ediyordu. Lexi, ilk başta utangaç ama bir o kadar da aç bir haldeydi; sanki yıllardır gizlediği o karanlık arzularını şimdi serbest bırakıyordu.
Sert ve acımasız bir hızla soktu yaraklarını içine. Her köklüyüşte Lexi’nin amcığı daha fazla ısındı, daha çok arzulandı. Üvey baba amını sapasağlam tutup tam anlamıyla içine sokuyor, onun küçük sakso deliğini adeta kilitliyordu. Lexi’nin yüzü buruştu; ağzından çıkan iniltiler odanın duvarlarında yankılanıyor, arada sırada “Aman amca!” diye yalvarmaya çalışsa da hırsaktan ve sapkınlıktan geri adım atmıyordu adam.
Bir yandan sert dayamalarla Lexi’i götürürken öbür eliyle bacaklarını açıp daha derinlere iniyordu. Kadının içinden fırlayan sıvılar ona inat artıyor, yumru gibi yaranın etrafında kaygan kaygan akıyordu. Rüzgâr gibi esen bu kökleme tempolarında Lexi tamamen teslim olmuştu; gözleri kapalı, dil dışarıda ve beyninden vurulmuş gibiydi. Amcık dibine kadar dolduğunda titremeye başladı kız; üst üste kısa sarsıntılarla orgazm kıyameti koptu.
Üvey baba pes etmiyor, her seferinde daha derine girmeye çalışıyordu; bu defa artık kremasını patlatacaktı oranın içine! Son darbeyi vurduğunda ha bire boşalmasıyla birlikte Lexi’nin içi buz gibi kremayla doldu. Kadının vücudu aniden gevşedi, yetmezmiş gibi ağızdan da yüksek sesle inleyip son kalan haz sinyallerini verdi. Bu kara tutkuyu kimse durduramazdı artık…