Üvey anne Sadie çıtır Penelope’yi sik üstünde yakalayıp üçlüye katılıyor

Penelope Kay’nin o çıtır bedeni, adeta ateş gibi yanıyordu. Üvey annesinin gözleri önünde, sevgilisinin kocaman yarakını binerken çıkardığı ahları duyuyordun. Sarışın Götten çıkardığı ıslak sesler, odanın havasını daha da boğmuştu; Penelope’nin ince beli ritmik hareketlerle yukarı aşağı inip kalkarken amcığını dibine kadar hissediyordu. Öyle bir sıkıştırıyordu ki o büyük kemiği, adamın her kökleyişinde yayılan zevkten kurusan boğazlar “Aman tanrım!” diye inliyordu. Üvey anne Sadie Summers ise başta utangaç baksa da dayanamayıp aralarına katıldı; orada olup biteni izlemek yetmemişti artık.

Sadie parmaklarını Penelope’nin yumuşak amcığına götürüp kıvrımlı hatlarına nazikçe dokunmaya başladı. Penelope şaşkın ama heyecanlıydı, bu yeni dokunuşa karşı koyamıyor; öte yandan içinde büyüyen arzuyla göğüslerini gözüne sokuyor, götten sarkan saçlarını darmadağın ediyordu. Şimdi sıra Sadie’deydi; dudaklarını sevgilinin sert yarak ucuna bastırıp sakso yapmaya girişti. Salya ve ıslaklık birlikte kaynarken adamın kocaman sapı ağzında kıvranıyordu. Penelope, gözünü kırpmadan üvey annenin sıcak nefesini duyarak daha hızlı hareket etmeye başlamıştı.

Üçlü arasında geçen bu vahşi oyunda nefesler hızlanıyor, bedenler birbirine yapışıyordu. Sadie o iri kemikle deli gibi oynarken, Penelope götten aldığı her dalgayı içine çekiyor; sevgilinin kalın sertliğiyle ortak hazza kapılıyorlardı. Amcıkta patlayan hislerle dört elle sarılıp boydan boya sikiş başlatıldı; üç beden de birbirine karışırken içerideki sıcaklık ve sertlik iyiden iyiye artmıştı. Aralara acayip hırıltılar ve haykırmalar giriyor, ortalık tam bir fahişe mekanı hâline geliyordu.

Sonunda taşı gediğine koyan adam, iki güzel kadının arasında köpürürken tüm gücüyle köklüyor; bodur sesi odaları inletiyordu. Penelope’nin amcığı en derinden amıldığında yüzü katran karası olmuş, acıyla zevkin birleştiği noktada çığlıklar kopuyordu. Sadie ise nefesi kesilmiş halde ormancı gibi arkasından sıkıca tutmuştu sevgilisini, onu durdurmaya niyeti yoktu zaten. O an teslimiyetin doruğuydu: üç beden aynı anda çatlaklara patlıyor, yasak meyvelerin tadını çıkarıyordu. Herkes kendinden geçmiş şekilde yere yığılırken odadaki koku ve ağır soluklar günlerce unutulmayacak türdendi.