Yarığın diplerinde kıvrılan o tek gözlü yılan, dilinle oyalanırken hızla şiddetleniyordu sikişin. Önce dudakların kenarında gezindi o sertlik, uzun ve ağır nefeslerin arasında boyun kasların belirginleşmişti. Amcığını yalayıp emmeye başladığında, o fosforlu ışıltı gibi parlayan zevk dalgaları göğsünden yukarı tırmandı. Yalnızca bir sakso değildi bu; içine çekişin her seferinde biraz daha derine indi, boğazını esir aldı, amcığını piston gibi sertleştirdi. Ağzında kıymet bilmezce dolanırken, salyanın ıslaklığıyla kayganlaşan yarak, senin elinin ritmiyle birleşip deli bir ahenk tutturdu.
Sakso yaparken yakaladığın hız ve güç arttıkça folloşun da isteği katlandı. Kendi kafanıza göre takılmak yoktu; adamın kocaman yaracağını yerli yerinde hırpalıyordun, amcığını içine çekip dışarı çıkarırken seslerin ve nefes alış verişlerin birbirine karışıyordu. Yarası yanmış gibi kızaran dudaklarının arasından çıkan küçük iniltiler, seni daha da körüklüyordu. Zevk ile iştahın harmanlandığı o anda dayanamayarak boğazına kadar soktun yarakını; boğdun kendini onun içinde, yutkunma çabalarınla birlikte bütün gerilimi boşalttın.
Sonunda adam dayandı; sıçradı ağzına önce beyaz sıcaklığını patlatıp sonra sen onu içtiğin her damlasıyla teslim oldun. Tükürük ve spermin karıştığı ağız içinde kalan yoğunlukta, başın hafifçe geriye yattı ama gözlerin hala parlaktı. Tekrar tekrar yutkunurken sanki son defa tadıyormuşçasına emdin amcığını. O an ki kabullenmişlik ve acizlik, seni bambaşka bir yere götürdü; sapkınca ve hoyratça yapılan bu sikişin en çıplak haliydi bu… Karnındaki dalgalar çarpışırken dudakların hâlâ ıslaktı ve son damla spermi yuttuğun an tüm bedenin adeta patlamaya hazır bir bomba gibiydi.