Monica Santhiago’nun o iri, dolgun Brezilya kıçına ilk baktığında içi kıpır kıpır oldu. O doyulmaz, bombeli poponun her kıvrımı sanki davet edercesine parıldıyordu. Mike Adriano, elini sertçe onun kalçasına vurduğunda Monica’nın teni ürperdi; kadın sertliğe alışmıştı, ama bu farklıydı—acımasızca, hadsizce yaklaşan bir oyun başlıyordu. Gözler birbirine kitlenmişti; odayı dolduran ağır nefesler ve çıtırdayan tenin sesiyle gerilim yükseldi.
Mike’ın kalın yaraklığı Monica’nın amcığını delinmeye hazır bekliyordu. İlk dokunuş hafifçe batırılırken bile yüzündeki ifade hem acı hem haz arasında gidip geliyordu. Monica, yavaşça kalçasını geriye iterek derinleşen köklüşe izin verdi; her hareketinde bedeninden yükselen iniltiler odanın duvarlarını titretiyordu. Mike sazını daha da hızlandırıp kalçasını acımasızca tutuyor, kadının bacaklarını açarak onu boydan boya sikip delice pinçikliyordu.
O sıcak, sıkışık amcık sert yargıcı gibi Mike’ın devasa yaraklığını içine çekiyor, her kökleyişte bütün vücudu titriyordu. Monica’nın büyük göğüsleri öne çıkıyor, göğsüne vuran ter damlaları ışıl ışıl parlıyor; ağzından kaçan hırıltılar ve ahlar ortamı iyice kızıştırıyordu. Mike dudaklarını kadının boynuna ve omuzlarına bırakırken, aynı anda körpecik amcığına dalgalar halinde kepaze ediyordu.
Seyirlik değil işkence gibiydi bu sikme; diken gibi saplanan yarak her hareketinde derman alıyordu kadından. Monica bağırmaktan kendini alamıyor, “Daha hızlı… dayat…” diye inliyordu ardı ardına. Mike da geri durmadı; dayanılmaz biçimde içine gömülmüş yaraklığını defalarca yumruklarken onun o latince kocaman poposunu canavarcasına eziyor, hınzırlık yapıyordu.
Sonunda zirveye vardılar—Monica’nın bütün bedenini saran kasılmalarla birlikte damarlarında dolaşan ateş yükseldi. Ağzından çıkan keskin çığlıklar odada yankılanırken Mike son bir tokat indirip deli gibi boşaldıktan sonra üstünde uzandı; ikisi de tükenmiş ama tatmin olmuştu. O an sadece sertlik vardı ve durdurulamaz bir arzu…