Melanie Brooks, koyu saçlarının gölgesinde sinsi bir ateş yakmıştı. Dillion Diaz’la beraber Foxxy’nin evine adım attıklarında, havada yoğun ve kirli bir gerilim vardı. Melanie, adeta bir avcı gibi Dillion’un peşinden sessizce yürüdü; o büyük kara yarak Dillion’ın elinde parıldıyordu bile. Foxxy’nun banyosuna çekildiklerinde nefesler hızlandı, gözlerdeki istek kıvılcımlarına dönüşmüştü.
Melanie’nin dili önce amortun başını yaladı; sıcak ve ıslak dokunuşlarıyla Dillion’un irkildiği her anı içine sindiriyordu. Ağzındaki harekete karşı duramayan adamın geniş kara belası, Melanie’nin boğazına doğru ilerliyordu, iz bırakır gibi yutuyordu onu. Bu folloş sakso seansı boyunca Melanie’nın amcığına odaklanan bakışları yanmadan durmuyordu. Oysa gerçek zevk şimdi başlamıştı.
Birdenbire Melanie, Dillion’ın kalın yarığını arkasına çevirdi ve sıkı amcığını onun soğuk yüzüne dayadı. İçeriye girmeden önce birkaç alaycı itme yaptı; sert ama kontrollüydü. Sonra o büyük kara yarak amcığa daldı; Melanie acısını değil hazını kucaklıyordu. Her köklenişte bedenleri titriyor, sertlik giderek artıyordu. Melanie’nin kıvrımları sallanıyor, omuzlarında deri sesleri duyuluyordu.
Dillion fazlasıyla hakimdi: Amcığını deli gibi itiyor, Melanie’nin darının sınırlarını zorluyor, onu inlettiriyordu adeta. İpler çözülmüş gibiydi; her hareketleri daha da vahşi bir hâl alıyordu. Melanie amcığında hissettiği o kalınca kara yaraktan aldığı pisliği içten içe yaşıyor, karşılık veriyordu köklemelere.
Sonunda ikisi de doruğa ulaştı; Dillion’ın kocaman kara belası tık tık vuruyor, Melanie’nin sıkı amcığı onu yutuyordu tekleyen bir ritimle… Yarağı boşalıp sıçrarken o karanlık banyoda çirkin ve aslında büyüleyici bir karmaşa yaşanıyordu. Nefesler kesilmişti ama ikisi de tatmin olmuştu; kaburgalara kadar işliyan bu sikişi unutmaları mümkün değildi artık.