Öncelikle karısının bedeni tamamen esir alınmıştı; bağlanmış kolları, kıpkırmızı yanaklarıyla bekliyordu. Gözlerindeki o çaresiz ama bir o kadar da yanan istek, adamın içindeki canavarı harekete geçiriyordu. İpin gerginliği tenine hafifçe bastırırken, adam yavaşça kadının üstüne çöktü. Yumuşacık amcığını dudaklarına alıp, sert hareketlerle emmeye başladı; her saniye daha da derinden içine çektiği sakso onu delirtiyordu.
“Daha hızlı, daha sert,” diye fısıldadı kadının yutkunurken çığlık arasında kalan sesi. Adam ise söz dinlemezdi, tam tersine onu sınırlarına kadar zorluyordu. Elini aşağı indirdiğinde ıslaklığın artışıyla birlikte amcığını karşılığı bulmuştu bile. Kadının sıcak amını parmaklarıyla delip geçerken bütün bedenini titretmesi onu daha da azdırıyordu. Kadının kocaman amcığını içine alınca, hemen ardından sert sert köklüyordu.
Her hareketiyle iplerin gerginliği artıyor, kadının vücudu onun her darbesinde yerinde zıplıyordu. Göğüslerini sıkarak yokluyor, acımasızca dayamaya devam ediyordu. Kadın nefes nefese kalmış, gözleri yaşarmış halde “Bana böyle yapma…” diyerek yalvarıyordu ama bu yalvarış sadece adamın hırsını körüklüyordu. O an kimseyi umursamadan onun içine defalarca sımsıkı gömüldü. Kaburgaları arasından geçen yaramaz yarağın her inişi çıkışıyla beraber karısının amını paramparça etti.
Sonunda dayanılmaz bir şekilde kasılarak kadın yüksekçe bir inleme kopardı; kaburgalarının altına kadar çöken her ritimle birlikte boşalmaya başladı adam da. Amcığında bıraktığı sıcak sıvıyla birlikte gevşeyen ipler arasında serbest kalan karısına son kez sertçe dayayıp yaramazca öfkeyle homurdandı: “Bunlar senin hak ettiğin zevkler…” Böylece bağlarının dışındaki o yasaklı sikiş gecesi tamamlanmış oldu; kadın hem mahkum hem de esiri olduğu arzunun içinde soluğunu tutmuştu hâlâ…